yaşam
Kendi kendimeyim, kendimdeyim… “kendi”m olarak konuşuyorum…
konuşuyorum ve susuyorum…
konuşurken susuyorum...
susarken konuşuyorum…
Kendi kendimle konuşuyorum...
kimseyle, en az düzeyde bir alıp vereceğim yok… alışveriş içinde değilim… kimseye borcum yok, kimseden de alacaklı değilim…
kimseye ihtiyacım olmadığı gibi, kimsenin de bana ihtiyacı yok…
Hiçbir konuda kimseden herhangi bir yardım, destek, katkı istemiyorum ve kimseye de herhangi bir şey vermiyorum…
Tüm varlığım, edim, davranış ve düşüncelerim yalnızca varlığımdan kaynaklı… varolduğum için yapıyorum, yapıyor olduklarımı…
Yalnızca, bir başıma, tek başıma, varolma hakkımı kullanıyorum… varlığımı bana ihsan eden kimse yok… varoluşumdan dolayı, kimseye hiçbir biçimde bağlı değilim…
Yaşamı kimse bana “hediye” etmedi, ödünç vermedi,
borç vermedi…
Belki, belki yaşam sundu beni bana… yaşamın bir hediyesiyim kendi kendime…
Doğduğumdan beridir neyi yaşadım, yaşıyorum? İçinde olduğum şu yaşam ne?
Yaşama dair çok şey söylendi, söyleniyor… hem de herkesçe… bana dair de çok şey söyledim, söylendi, söyleniyor… kimliklendirilmiş
“varlığım”, “kimliklilerce”, kimliklendiricilerce”
çeşitli biçimlerde nitelendiriliyor…
Ha o mu?
O, şöyle birisi, böyle birisi...
Ben, neyim kendime göre, kendi kendime göre? Kendi gözlerimce… içimden dışıma, dışımdan içime bakınca… bakışıma bakınca…
Bakıyorum…
Görebiliyor muyum?
Kimsenin bana “bak!” dediği mediği yok… böylesi bir görev ve işlev yükleyen de yok… ayrıca hiç kimsenin umurunda da değil; benim kendime, yaşama bakışım…
Bu bir not düşmedir, kendime dair....
konuşuyorum ve susuyorum…
konuşurken susuyorum...
susarken konuşuyorum…
Kendi kendimle konuşuyorum...
kimseyle, en az düzeyde bir alıp vereceğim yok… alışveriş içinde değilim… kimseye borcum yok, kimseden de alacaklı değilim…
kimseye ihtiyacım olmadığı gibi, kimsenin de bana ihtiyacı yok…
Hiçbir konuda kimseden herhangi bir yardım, destek, katkı istemiyorum ve kimseye de herhangi bir şey vermiyorum…
Tüm varlığım, edim, davranış ve düşüncelerim yalnızca varlığımdan kaynaklı… varolduğum için yapıyorum, yapıyor olduklarımı…
Yalnızca, bir başıma, tek başıma, varolma hakkımı kullanıyorum… varlığımı bana ihsan eden kimse yok… varoluşumdan dolayı, kimseye hiçbir biçimde bağlı değilim…
Yaşamı kimse bana “hediye” etmedi, ödünç vermedi,
borç vermedi…
Belki, belki yaşam sundu beni bana… yaşamın bir hediyesiyim kendi kendime…
Doğduğumdan beridir neyi yaşadım, yaşıyorum? İçinde olduğum şu yaşam ne?
Yaşama dair çok şey söylendi, söyleniyor… hem de herkesçe… bana dair de çok şey söyledim, söylendi, söyleniyor… kimliklendirilmiş
“varlığım”, “kimliklilerce”, kimliklendiricilerce”
çeşitli biçimlerde nitelendiriliyor…
Ha o mu?
O, şöyle birisi, böyle birisi...
Ben, neyim kendime göre, kendi kendime göre? Kendi gözlerimce… içimden dışıma, dışımdan içime bakınca… bakışıma bakınca…
Bakıyorum…
Görebiliyor muyum?
Kimsenin bana “bak!” dediği mediği yok… böylesi bir görev ve işlev yükleyen de yok… ayrıca hiç kimsenin umurunda da değil; benim kendime, yaşama bakışım…
Bu bir not düşmedir, kendime dair....

0 Yorum:
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa